My Motto

Be compassionate to the needy, Neither squander wealth nor hoard it. Never lose your sense of shame, if questions are asked of you, answer them frankly but do not ask too many yourself. Be manly and of good cheer. Never kill a foe who is begging for mercy and be ever loyal in love

Own your own way

Do Not Go Where The Path May Lead, Go Instead Where There Is No Path And LEAVE a TRAIL ....
By R. Waldo Emerson

Thursday, February 27, 2014

Way to go


My life and this railway have many similarities in common. First of all, everyone who knows me a little can easily understand from the tones of the coluors that both have same ups nad downs throughout the life. Let's go back in time and image the first shining version of these rails when they were first settled here. What a charming and enchanting face they used to have but now they are no longer shining or captivating anyone's eyes. They are by hook or crook old and most probably not wanted or desired anymore.


Tuesday, February 11, 2014

Family








See the latest version of our family

video
My little and bigger cuties

I have just noticed!



It has been 6 years since I started to write this blog and I see that when I look back I was a kinda lazy in writing or I think I was not capable in other words reluctant to express what I really experince. I sometimes wrote about my own experinces ans sometimes about daily activities. There has been much change in my life when I summarise my last six year. After I got graduated from University, I found a job at American Culture Cekmekoy branch, I worked there about two years, then I joined army for siz months compulsory service. Having finished my service in Turkish army, I got married Yasemin in 2011 two years after we graduated, upon that I quitted my job at American Culture and found a better job for my nucleus family but because our salaries were not enough and got many debts, I had to work in the evenings and at the weekends that`s why I could not spend much time with her. In 2012 I hold my little world Almila on my arms in October then everything has started to change in my life spiritually but my responsibilities has doubled and now I have to work more.

I opened that to write a totally different subject but I am writing my life. The real subject was supposed to be my laziness.

Insallah, when I have my willingness back to write, I am gonna fill these pages about the stuff.

Let`s summarise the life instead writing it long sentences for the time being.

1. Almila is with us.
2. Nothing is more worhty than her smile.
3. I changed job, I no longer work for Doga, My new school is Derya Oncu but it remains to be seen what is gonna happen here.
4. Almila can walk even run I love her much more than everybody and everything.
5. I have serious problems with my family espacially with the person who the others address as my sister.
6. I cannot do anything for house, I wanna redecorate the house from head to foot.
7. I have very good friends at work, I thank my dear God for making me know them.
8. I still sometimes have quarrel with Yasemin, this must the salt of marriage.
9. My father still complains about my working at private sector as if I love it.
10. Almila can talk, she calls me "Muamme" I hope I will father instead of "r".

To be Continued.

Çay içmeyen adama neden güvenilmez?




Çay üç özelliğinden dolayı kutsal bir sıvıdır.

Birincisi; sınıfsız bir içecektir, ayakkabı boyacıları ile ceo’ların ortak içeceğidir. Sınıfsal kaynaşma sağlar. Her statüden insanın tükettiği bir sıvı olup, içecekte eşitlenmenin sembolüdür aynı zamanda. İkinci olarak zamansızdır; sabah kahvaltısında, öğlen yemeği sonrasında, akşam üzeri, yatmadan önce yani günün her saati içilebilen tek içecektir. Üçüncüsü; Muhabbetin demini aldırır. Çay olmadan yapılan sohbetlerin hiçbir tadının olmadığı malumunuzdur.

Çay; yoksulların, şairlerin ve yalnızların resmi içeceğidir. Ona öyle alelade bir içecek muamelesi yapamayız. Ona sıradan bir içecek gibi davranamayız. Yok ben çay sevmem, çayla aram iyi değildir gibi hezeyanlar delikanlı bireylere yakışmaz. Çay içmeyen adamı anlamak zordur. Eğer bir rahatsızlığı yoksa, ki çay sıhhat verir. O kişinin niye çay sevmediği bizim için ciddi bir sorun olarak masada duracak ve dostluğumuzu sorgulatacaktır. Zamansız mekansız sınıfsız bir içecek olarak çaya karşı yapılan bu haksızlık ve sevgisizlik bizi yaralar. Çay içmeyen adam şüphelidir. Ona güvenemeyiz. Çünkü ince belli bardakta tüten nefis dumanıyla, karanfil kokulu sıcak ve demli bir çayı yudumlamamış insan, Anadolu’yu, bozkırları ve kırılgan yağmurlarımızı tatmamış demektir, kırkikindilerle yıkanmamış, gökyüzünü tanımamış demektir. Çay içmemenin hiçbir mantıklı izahı olamaz. Çay içmeyen adama güvenemeyiz çünkü buralardan ve bu toprakların kadim içecek kültüründen fersah fersah uzaklaşmış bir adam bizi tedirgin eder.

Çay; yoksulların, şairlerin ve yalnızların resmi içeceğidir. Ona öyle alelade bir içecek muamelesi yapamayız. Ona sıradan bir içecek gibi davranamayız.

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin

Mevlana


...
Üzülme, dert etme can.
Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan,
yürüyebiliyorsan ne mutlu sana.
Elinde olmayanları söyleme bana.
Elinde olanlardan bahset can.
Üzülme.
Geceler hep kimsesiz mi geçecek?
Gidenler dönmeyecek mi?
Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede veya bir bahar sabahında karşına çıkmış.
Bil ki, güzellikler de var bu hayatta.
Gel Git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?
Hüzün olgunlaştırır,
Kaybetmek sabrı öğretir.

My Dear ISTANBUL

My Dear ISTANBUL