My Motto
Be compassionate to the needy, Neither squander wealth nor hoard it. Never lose your sense of shame, if questions are asked of you, answer them frankly but do not ask too many yourself. Be manly and of good cheer. Never kill a foe who is begging for mercy and be ever loyal in love
Own your own way
Do Not Go Where The Path May Lead, Go Instead Where There Is No Path And LEAVE a TRAIL ....
By R. Waldo Emerson
By R. Waldo Emerson
Thursday, February 9, 2012
By Ziva
THOSE WHO OUTLIVE WILL, OF COURSE, FINALLY MEET CREATOR THE LORD NO MATTER HOW MUCH THEY OUTWEIGH TO THE OTHERS. DO NOT FORGET THAT !!!
By ZIVA
Monday, February 6, 2012
Regret
Sayın Müdür Bey
Bu e maili toplantıda bana cevap verme hakkı tanıyamadığınız içim gönderme ihtiyacı duydum. Lütfen mazur görün
Sizin de geçen dönemin başında söylediğiniz gibi danışmanlık, öğrencilerle ilgilenmek, onlarla haşır neşir olmak oldukça önemli bir süreçtir.
Bundandır ki danışmanlığımızdaki öğrencilerin bizi ismen ve iyi şekilde tanıması bizden beklenen en doğal şeydir. Sizin benim üzerimden örneklendirdiğiniz olayda kısmen haklı olduğunuzu fakat kısmen de haksız olduğunuzu düşündüm bazı hususlar olduğu kanaatindeyim. Şu konuda yerden göğe kadar haklısınız ki diyebileceğim bir tek kelime yok mevzu bahis olan veli ve öğrenci benim adımı duyduklarında beni tanımalıydılar fakat maalesef anımsayamamışlar. Velinin ismimi anımsayamaması bir yere kadar doğal karşılanabilecek bir olay olduğunu düşünüyorum zira işleri başından aşkın olduğu için "adımı" unutmuş olabilirler fakat şunu garanti edebilirim ki velimiz beni şahsen gördüğünde çok iyi tanıyacaktır. Fakat şunu da söylemeliyim ki Hamza'nın benim adımı hatırlayamamasını anlamış değilim çünkü Hamza benim danışmanlık listemde EN ÇOK ilgilendiğim öğrencidir en çok ilgilendiklerimden biri değil en çok ilgilendiğim öğrencidir.
Bu öğrencimiz dönem başında bu okuldan ayrılarak daha kolay olduğunu düşündüğü akşam lisesine geçmek istemişti, ben öğrenciyi bu kararından vazgeçirmek için haftalarca ona telkinlerde bulunarak okulu bırakması halinde eline nelerin geçip nelerin elinden gideceğini kendisine defaatle söylemiştim. Eksik olduğumu hissettiğim durumlarda 11. sınıflardan sorumlu müdür yardımcımız Hasan Hocadan yardımlar da aldım. Hasan hocama bu konuda kendisini Beşiktaş'ın futbol maçındayken bile aradım ve haber verdim. Kantinde bu öğrenciyle bir kere değil en az 10 kere çay içtim. Sadece çay içmekle kalmadım danışmanlığımdaki öğrencilerle Çamlıcada kahvaltıya gittim sadece bununla yetinmedim onlara daha yakın olabilmek için onlarla birlikte okul çıkışlarında saatlerce Play Station Oynadım. Yeri geldi Hasan hocamdan izin alarak salacaktaki kafelere beraberce gittim bunu bir kere değil defalarca yaptım. Öğrencileri her an takip edebilmek için twitter hesabı açtım ve onları ekledim ki ne halde olduklarını bilebileyim Ben Hamza'nın sizinle o evde nasıl bir ortamda görüştüğünü de biliyorum erkeklerin bir evde bayanların başka bir evde oturduğu bir nişan töreninde karşılaştığınızı biliyorum bu nişanın Hamza'nın ablasına ait olduğunu da biliyorum. Hamza'nın bir ara babasıyla haftalık 400 lira harçlık yüzünden arasının bozuk olduğunu da biliyorum. Hamza'nın bazı gençlik maceralarına heveslenip hafta sonları ve de okul çıkışları amcasının yanında çalışıp kendi parasını kazanmaya çalıştığını da biliyorum. Hamza'nın kız arkadaşının Avrupa yakasında bir okulda olduğunu ve Hamza'nın onu görebilmek uğruna ne tür sıkıntılar çektiğini de biliyorum. Hamza'nın sınıf geçmek daha kolay diye babasının cemaat geçmişine güvenerek cemaat kökenli bir okula gitmek istediğini biliyorum. Ben Hamzayla geçen dönem nerdeyse her gün görüştüm hiç birşey yapmadıysam tenefüste yanına gidip hal hatır sordum ki kaldı ki fırsat buldukça boş vakitlerimi 11- E sınıfda geçirmeye özen gösteririm.
Ben Hamza'nın babasıyla yüz yüze tam 3 görüşme yaptım veli toplantısını buna dahil etmiyorum ablalarından biriyle 1 kez yüz yüze görüşme yaptım. Annesini telefonla arayıp evdeki durumunu ayrı öğrenmek istedim ve konuştum.
Sonuç olarak söylemek istediğim şey ben Hamza ile bir çaydan fazlasını yaptım tek anlatmak istediğim sizin bir çay bile içmemişsiniz ithamını kabul etmememdir ama görüyorum ki bu yaptıklarımın hiçbiri Hamzaya adımı öğretememiş bunda da bütün sorumluluk bana aittir demek ki ben bir yerlerde hata veyahut hatalar yapmışım.
Şunu da atlamadan eklerim isterim ki Vatan Mobilyadan benim genel olarak bilgim yoktu sorduğunuz zaman içeriğiyle alakalı birşey bilmediğim için bilmiyorum dedim yoksa buranın Özata ailesine ait olduğunu biiliyordum.
Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim
İyi çalışmalar
İyi akşamlar
--
Saygılarımla / King Regards
M. Emre KARACA
English Language Teaching Instructor
Friday, February 3, 2012
Let`s Write Something Opposed to Something
Smoking
kills more people than AIDS, drug abuse, car accidents and crime. Did you know that 36.900,000 people around the globe
die each year from cigarette smoking? Smoking tobacco causes 1 out of 6 deaths.
Smoking can also cause some very serious diseases. Some people become addicted
to smoking. Lung cancer has caused more deaths in women than breast
cancer. If a pregnant woman smokes, she has a greater chance of medical
problems with her baby. Cigarette
smoking is the number one cause of cancer death in men. Male smokers over the
age of 35 are more likely to die from smoking-related diseases like lung
cancer. Many children start smoking
before they reach high school. They run the risk of smoking most of their
lives. So I think that smoking must totally be banned everywhere, tobacco
products should never be sold and the dealers should be punished as harshly as
possible.
SUMMARY OF COURSES
Course 1: Child and Child Literature
Child
perception, as it is accepted throughout the world, is bound to accept each
child as miniature adults in Turkey, too. However, this perception has started
to change in 19th and 20th centuries when serious studies
were done about education and child psychology.
The increasing number of schools has accelerated this growth. Child Literature
also started to appear during this period. According to UN child right
agreement everybody till 18 years is accepted as child. Child Literature is
defined such a literature that focuses the sense and thought by considering
child`s understanding and comprehension level in adolescence period of
child. The early samples of Child Literature
in Turkey of which early samples started to be written in Europe in 19th
century started with translation in reform period of Ottoman Empire and then
written samples were published.
Course 2: Child Literature in Reform
and Constitutional Monarch Periods in Turkey
Child
Literature in Turkey, of which early samples were written with the translation
in reform period, accelerated its development in constitutional monarch period.
The reason of this is that the
politicians of that period gave importance to education thereby children and
Child Literature. Many famous child classics were translated during that period
between 1908-1918. Over fifty child magazines and newspapers were published. Also,
original child books started to be published in the period which the writers
and scholars of the country began to have sensitivity about the importance of child
education and literature. Child theatre studies also started in this period.
Course 3: Child Literature in
Turkey During the Republic Era
Child
Literature had a new stage after the foundation of the republic. Child
Literature was used as a device to teach the new regime`s principals to the
children. This period can be named as didactical period. Child Literature had
another different stage under the affects of political and social conditions
after the period which lasted till 1960s. Hundreds of child books that especially
have left winked ideology were published in that period. The Child Literature
in that period, that we can name it as an ideological period, tried to direct children according to writers` point of view. 1980
military coup brought more conservative and apolitical status to country. In one
hand Child Literature had a religious/ conservative way, on the other hand a new
writer community who just wrote for children appeared. While the domination of
child classics in this period that we can name it as poetic, qualified and
original child literature works leaped out. Yalvaç Ural, Mustafa Ruhi Şirin,
Gülçin Alpöge, Gülten Dayıoğlu, Fatih Erdoğan, Aytül Akal, Mavisel Yener,
Mevlana İdris can be accepted today`s child literature writers.
Course -4: Turkish Literature from
Reform Period to Republic
Turkish
Literature had a new stage with reform period in 1839. Turkish Literature met
many new genres like novel, fiction, theatre. In the new period that started
with translation studies, Turkish literature turned into a brand new literature
that contains qualified and original works.
While Turkish literature, which was defined as a literature of distinguished
community with certain symbols in poetry, was changing, the basis of the modern
poetry laid a foundation until 1923 when the republic was declared. Fiction; it
was necessary to wait for the end of 19th century to read the early
products of the fiction that just entered Turkish literature then. At the
beginning of 1900s especially Ömer Seyfettin`s
fictions, which are widely read today, still take attention. Novel genre samples that
just entered Turkish Literature still exists with original works despite the technical
troubles encountered. In the first quarter of 20th century, western
style novel works started to appear.
Course-5; Modern Turkish Literature
The
declaration of republic and starting to use the new alphabet in 1928 are the
important effects on Turkish literature. In this period, qualified and original
works started to appear in both poetry and fiction genre or in novel genre. Ideological
and political oppositions were started to be seen in literature too as it was
seen almost in every field of live especially since 1960s. After 1980 military
coup, writers and scholars who were in self questioning began to change from
art for people writer to art for art writer. These are the outstanding literatures;
Poetry;
Orhan Veli, Nazım Hikmet, Turgut Uyar, Necip Fazıl, İsmet Özel, Cemal Süreya ve
Sezai Karakoç.
Fiction;
Sait Faik, Refik Halit, Sabahattin Ali, Tarık Buğra, Memduh Şevket, Mustafa
Kutlu, Nazlı Eray, Selim İleri.
Novel;
Halit Ziya, Reşat Nuri, Yakup Kadri, Halide Edip, Peyami Safa, Ahmet Hamdi,
Kemal Tahir, Oğuz Atay, Adalet Ağaoğlu, Nazlı Eray, İnci Aral, Orhan Pamuk,
Selim İleri.
Wednesday, February 1, 2012
Istanbuzzzzzzzz :-)
Hani insan birşeyleri yıllardır yapmadığını hissederya işte bana olan da tam olarak buydu, Kar'ın tadını çıkarmak.
Yıllardır özellikle üniversiteyi kazandıktan sonra bi de Erzurum'u kazandıktan sonra ilk yıl Enes ile yaptığım deliliği saymazsak kar memleketinde kar'a nerdeyse dokunmamıştım bile. Sonra mezun oldum birilerinin gözünde büyümüştüm artık daha ağır başlı olmalıymışım ekmeğimi kazanmalıymışım neyse bu saçmalıkların çoğu yüzünden büyümek zorunda kaldım ve bunu kendimi harap ederek yaptım maalesef kendime verdiğim zarardan zerre kadar bile haberdar olmadan. Bunu tam anlamıştım ki birde baktım "Mehmetcik" olmuşum asker arkadaşlarımın deyimiyle "*Poşet ya da Mehmet" -cik- siz.
2009 yılında üniveristeyi bitirip İstanbula geri göndüm ve öyle ahım şahım bir kış geçirmedim, kar bile yağmadı denilebilir. 2010 yılında tam 2 hafta süren bir kar yağışı tecrübe ettim fakat o zamanda çalışmaktan dışarı çıkamamıştım, çıktığımda ise tamamen tükenmiştim :) ve tabiki de o sene de kar'ın tadnı çıkarma keyfini kaçırdım. 2011 yılı kışında askerdim, vatanı kurtarmaktan karla oynamayı vakti geçin kara dokunacak saniye bile bulamadım ama bu sene 2012 kışı izinde olmam hasebiyle de olsa gerek olaganüstü geçiyor keyfimce dışarı kaçıyorum, çocukları benimle birlikte dışarı çıkmaları için delirtiyorum, anneleri benden nefret ediyor -harika bir duygu-, annem babamla dilediğim kafar resim çekiliyorum ve artık eşim de benimle kar oynayacak cesareti gösterebiliyor her ne kadar onu karlara yatırıp yuvarlanmayı ne kadar sevdiğimi bilsede sanki biraz gerçek ben oluyorum.
Ne kadar da güzel, kendini tanımak ve kendin olmak.
Bu arada Poşet tabiri askerde uzun dönem askerler tarafından kısa dönemlerle dalga geçmek için kullanılan bir tabirdir.
Yıllardır özellikle üniversiteyi kazandıktan sonra bi de Erzurum'u kazandıktan sonra ilk yıl Enes ile yaptığım deliliği saymazsak kar memleketinde kar'a nerdeyse dokunmamıştım bile. Sonra mezun oldum birilerinin gözünde büyümüştüm artık daha ağır başlı olmalıymışım ekmeğimi kazanmalıymışım neyse bu saçmalıkların çoğu yüzünden büyümek zorunda kaldım ve bunu kendimi harap ederek yaptım maalesef kendime verdiğim zarardan zerre kadar bile haberdar olmadan. Bunu tam anlamıştım ki birde baktım "Mehmetcik" olmuşum asker arkadaşlarımın deyimiyle "*Poşet ya da Mehmet" -cik- siz.
2009 yılında üniveristeyi bitirip İstanbula geri göndüm ve öyle ahım şahım bir kış geçirmedim, kar bile yağmadı denilebilir. 2010 yılında tam 2 hafta süren bir kar yağışı tecrübe ettim fakat o zamanda çalışmaktan dışarı çıkamamıştım, çıktığımda ise tamamen tükenmiştim :) ve tabiki de o sene de kar'ın tadnı çıkarma keyfini kaçırdım. 2011 yılı kışında askerdim, vatanı kurtarmaktan karla oynamayı vakti geçin kara dokunacak saniye bile bulamadım ama bu sene 2012 kışı izinde olmam hasebiyle de olsa gerek olaganüstü geçiyor keyfimce dışarı kaçıyorum, çocukları benimle birlikte dışarı çıkmaları için delirtiyorum, anneleri benden nefret ediyor -harika bir duygu-, annem babamla dilediğim kafar resim çekiliyorum ve artık eşim de benimle kar oynayacak cesareti gösterebiliyor her ne kadar onu karlara yatırıp yuvarlanmayı ne kadar sevdiğimi bilsede sanki biraz gerçek ben oluyorum.
Ne kadar da güzel, kendini tanımak ve kendin olmak.
Bu arada Poşet tabiri askerde uzun dönem askerler tarafından kısa dönemlerle dalga geçmek için kullanılan bir tabirdir.
Monday, January 30, 2012
Annabel Lee
THIS IS ONE OF THE GREAT POEMS I LIKED AT UNIVERSITY EVEN IF I USED TO HATE POETRY THEN. ANYWAY, WHENEVER I READ THIS IT REMINDS ME MY DEAR TEACHER ASSOCIATE PROFESSOR ISMAIL OGRETIR WHO IS ONE OF THE WITTIEST LECTURERS I HAVE EVER HAD SO FAR AT BOTH UNIVERSITY OR THE OTHER EDUCATION FOUNDATIONS. EDGAR ALLAN POE MUST HAVE WRITTEN THIS POEM BY ADDRESSING A WOMAN, I GUESS. OTHERWISE NO ONE CAN GRANT SUCH A GREAT POEM TO HUMANITY, THANKS TO GOD WE HAD THE CHANCE TO WITNESS THESE MAGNIFICIENT POETS, HOWEVER WHAT I REALLY WANT TO MENTION IS NOT EDGAR ALLAN POE, NOT THE CREATOR OF THE POEM BUT THE TRANSLATOR OF IT INTO TURKISH BECAUSE NOBODY CAN DENY THAT MELIH CEVDET ANDAY CREATED A BRAND NEW MEANING OR POEM " ANNABEL LEE" I WISH EVERYBODY COULD UNDERSTAND TURKISH AND GET WHAT I MEAN SINCE A POET, I BELIEVE, CANNOT BE TRANSLATED WITH ITS FULLY MEANING. YOU JUST CANNOT GIVE THE MEANING THAT THE POET REALLY INTENDS TO DELIVER BUT MELIH CEVDET ANDAY WAS ABLE TO DO THIS. I DO RECOMMEND YOU TO READ THIS MARVELOUS POEM BOTH FROM POE AND ANDAY BECAUSE THESE TWO GREAT POETS ARE WORTHY TO BE READ EVERY TIME NOT NOW AND AGAIN.
HERE ARE THE TWO VERSIONS OF THE POEM; ENGLISH AND TURKISH.
HERE ARE THE TWO VERSIONS OF THE POEM; ENGLISH AND TURKISH.
ANNABEL LEE
Senelerce senelerce evveldi
Bir deniz ülkesinde
Yaşayan bir kız vardı bileceksiniz
İsmi: Annabel Lee
Hiç birşey düşünmezdi sevilmekten
Sevmekten başka beni
O çocuk ben çocuk, memlketimiz
O deniz ülkesiydi
Sevdalı değil karasevdalıydık
Ben ve Annabel Lee
Göklerde uçan melekler
Kıskanırlardı bizi
Bir gün işte bu yüzden göze geldi
O deniz ülkesinde
Üşüdü bir rüzgarından bulutun
Güzelim Annabel Lee
Götürdüler el üstünde
Koyup gittiler beni
Mezarı oradadır şimdi
O deniz ülkesinde
Biz daha bahtiyardık meleklerden
Onlar kıskanırlardı bizi
Evet! Bu yüzden "Şahıdimdir herkes ve deniz ülkesi"
Bir gece rüzgarından bulutun
Üşüdü gitti Annabel Lee
Sevdadan yana kim olursa olsun
Yaşca başca ileri
Geçemezlerdi bizi
Ne yedi kat göklerdeki melekler
Ne deniz dibi cinleri
Hiç biri ayıramaz seni benden
Güzelim Annabel Lee
Ay gelir ışır. hayalin erişir
Güzelim Annabel Lee
Orda gecelerim uzanır beklerim
Sevgilim sevgilim hayatım gelinim
O azgın sahildeki
Yattığın yerde seni...
M. Cevdet ANDAY
( Saygı ve Rahmetle Anıyorum)
Sunday, January 29, 2012
Gossip with the girls !
Women are experts at gossiping, and they
always talk about trivial things, or at least that’s what men have always
thought. However, some new research suggests that when women talk to women,
their conversations are far from frivolous, and cover many more topics (up to
40 subjects) than when men talk to other men. Women’s conversations range from
health to their houses, from politics to fashion, from films to family, from
education to relationship problems. Football is notably absent. Men tend to
have a more limited range of subjects, the most popular being work, sport,
jokes, cars, and women.
According to Professor Petra Boynton, a
psychologist at University College London, who interviewed over 1000 women,
women also tend to move quickly from one subject to another in conversation,
whereas men usually stick to one subject for longer periods of time.
At work, this difference can be an
advantage for men, where they can put other matters aside and concentrate fully
on the topic being discussed. On the other hand, it also means that they
sometimes find it hard to concentrate when several things have to be discussed
at the same time in a meeting.
Professor Boynton also says that men and
women chat for different reasons. In social situations, women use conversation
to solve problems and reduce stress while men chat with each other to have a
laugh or to swap opinions.
Thanks to http://elt.oup.com/?cc=hu&selLanguage=en
Saturday, January 28, 2012
Somebody Should Have Told
I am sick and tired that kind of living style. There are so many ups and downs even pros and cons in my life, I do not want to be down and out now and again, I wish I was safe and sound and did not have to deal with bits and pieces during my life. sooner or later it comes to me so I may have to decide that " now or never" or "all or nothing". what I have been doing recently is to pace backwards and forwards. I do need some peace and quiet. A bit of give and take is no longer enough for me.
Monday, January 23, 2012
I Wish
Now when I look in the mirror and think, ‘Oh dear, I’m
getting older’, it reminds me that I used to do the same thing when I was 19
and 20. I used to look at myself and think I looked awful. I wish I’d known
what I was going to look like thirty years later, because then I might have
realized how gorgeous I was then. I looked great but I didn’t appreciate it –
what a waste!
I now understand that it’s OK to be successful. When I was
19 I was starring on TV and making loads of money, but most of my friends were
university students. I felt embarrassed, and used to walk around with my hands
in front of my face so as not to be recognized. I wish I’d known that it’s
possible to enjoy the good things about fame, and that you can keep your
friendships in spite of it.
I wish I had learned sooner how to listen to people
properly. I used to think I had to be intelligent and witty in social
situations. If I’d known how much people appreciate being listened to, I
wouldn’t have tried so hard to be the life and soul of the party.
Life has taught me that sometimes when people behave badly
to you it is because of some unhappiness that they are carrying around with
them, a problem that has nothing to do with you. I wish I had been more gentle
with people in that situation and not reacted so angrily. Once you find out
what’s really going on, the whole relationship can change.
My dad always used to say, ‘learn what you can while you are
young and at school, because when you are older you either won’t have enough
time or won’t have enough money to pay for lessons.’ That was good advice, and
I wish I’d spent more time on my piano lessons.
Finally, I wish I had always said yes to challenges. I’d say
to young people today, if you are offered the opportunity to do something you
have never done before, go for it. You might feel a little nervous, but say yes
anyway.
Tuesday, January 10, 2012
A Weird Weekend
IT HAS BEEN MONTHS SINCE WE DID NOT GET CRAZY OR DID SOMETHING DIFFERENT FOR OUR LIVES EXPECT WORKING AND WORKING AND WORKING. IT CAN BE EASILY MENTIONED THAT I HAVE A GOD DAMN BORING, FUCKING LIFE SINCE I GOT HANDCUFFED. OF COURSE THIS DOES NOT STEM FROM YASEMIN IN CONTRAST THE REAL FACT IS THE DEBT THAT WE INHERITED FROM BANKS BY TRYING TO PAY OUR COSTS FOR BEING A MARRIED COUPLE. I CANNOT STAND LIVING UNDER THE PRESSURE OF DEBT THAT I HAVE TO LIVE A RUSH LIFE SO AS TO GET RID OF IT AS SOON AS POSSIBLE, ACTUALLY THIS IS AN IRREFUTABLE FACT THAT I SHOULD HAVE MARRIED AFTER SAVING SOME MONEY BUT I COULD NOT BECAUSE OF VARIOUS REASONS, MAINLY BECAUSE OF COMPULSORY MILITARY SERVICE DURING 6 MONTHS. ANYWAY MY INTENTION WAS DIFFERENT AT THE BEGINNING OF THIS WHEN I START WRITING THIS, LAST WEEK WE DID SOMETHING DIFFERENT EVEN THOUGH IT WAS TOO DIFFICULT TO PERSUADE YASEMIN TO GO TO GONUL`S WEDDING CEREMONY IN GAZIOSMANPASA YESILPINAR. I HAD SOME CLASSES AT AMERICAN CULTURE BEFORE WEDDING THEREFORE I LEFT THE HOUSE BEFORE YASEMIN AND I KINDLY REQUESTED HER TO BE THE VERY MOST BEAUTIFUL LIKE THOSE OLD DAYS AT UNIVERSITY. I NOTICED THAT I REALLY MISS HAVING SOME ACTIVITIES AND SOME FUN WITH OTHERS. I REALLY LIKE PLAYING FOLK DANCE ( IF I CAN GET SOME PICTURES, I WANNA POST SOME OF THEM). SHE WORN A NICE BLACK DRESS AND THEN WE WENT TO CEREMONY. GONUL WAS VERY HAPPY AND HAD SUCH BRILLIANT EYES THAT DESERVED TO BE SEEN. AS A MATTER OF FACT WE WERE GOING TO SHOP AFTER THE WEDDING BUT THE TIME WAS LATE FOR DOING SOME SHOPPING SO WE HEADED BACK TO HOME. YOU SHOULD HAVE SEEN THE SHUTTLE WHICH CARRIED US TO HOME, WE WERE LIKE CRAZY MONKEYS. IF MY STUDENTS HAD SEEN US, THEY WOULD OT PROBABLY BEHAVE US AS THEIR TEACHERS NOW. THIS WAS OUR SATURDAY. OUR SUNDAY PLAN WAS A LITTLE BOT DIFFERENT WE PLANNED TO GO BREAKFAST TO CAMLICA WITH MY STUDENTS BUT ALL GIRLS DECIDED NOT TO COME, THEY LOST. A FEW STUDENTS CAME AND WE DID OUR BREAKFAST AND THEN TAKE A SMALL WALK AROUND CAMLICA WITH STUDENTS. ONURHAN WAS SO FUNNY THAT HE WAS COLD SO MUCH :-). AFTER THE BREAKFAST YASEMIN CHANGED HER MIND AND WANTED TO GO SHOPPING THAT WE COULD NOT DO A DAY BEFORE. WE WENT TO CAPITOL AND WE HAD JUST ABOUT ONE HOUR TO DO IT BUT AS ALWAYS YASEMIN MANAGED TO MAKE ME LATE FOR WORK BY COMING OUT LATE. TO BE ABLE TO BE PUNCTUAL FOR WORK, WE HAD TO TAKE A TAXI FROM CAPITOL TO TASDELEN, IT COSTED ABOUT 40 TL, BY THE WAY I WAS TO FORGET THAT I BOUGHT A JERSEY TO MAHMUT A BARCELONA JERSEY AS NEW YEAR PRESENT.
Subscribe to:
Posts (Atom)
Mevlana
...
Üzülme, dert etme can.
Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan, yürüyebiliyorsan ne mutlu sana.
Elinde olmayanları söyleme bana.
Elinde olanlardan bahset can.
Üzülme.
Geceler hep kimsesiz mi geçecek?
Gidenler dönmeyecek mi?
Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede veya bir bahar sabahında karşına çıkmış.
Bil ki, güzellikler de var bu hayatta.
Gel Git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?
Hüzün olgunlaştırır,
Kaybetmek sabrı öğretir.
Üzülme, dert etme can.
Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan, yürüyebiliyorsan ne mutlu sana.
Elinde olmayanları söyleme bana.
Elinde olanlardan bahset can.
Üzülme.
Geceler hep kimsesiz mi geçecek?
Gidenler dönmeyecek mi?
Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede veya bir bahar sabahında karşına çıkmış.
Bil ki, güzellikler de var bu hayatta.
Gel Git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?
Hüzün olgunlaştırır,
Kaybetmek sabrı öğretir.
My Dear ISTANBUL














